Doğrusu “veleddalîn” (وَلَا الضَّالِّينَ) şeklindedir.
Fâtiha sûresinin son kısmında: “...gayril mağdûbi aleyhim veleddâllîn.”
Yani “velezzâlîn” değil, “veleddalîn” denir.
Buradaki ض (dâd) harfi Türkçedeki “z” değildir; Arapça telaffuzda kendine özgü bir sestir. Türkçede en yaygın yaklaşık yazım “veleddâllîn” şeklindedir.
Arapça’daki ض (dâd) harfinin Türkçede birebir karşılığı yok. Bu yüzden telaffuz, kişinin Arapça bilgisine ve bölgesel/alışkanlık farklarına göre değişebiliyor.
Fâtiha’daki kelime:
وَلَا الضَّالِّينَ — ve lâd-dâllîn
Buradaki الضّ birleşimi bazı kişilerin kulağına “z”ye yakın gelebiliyor ve halk arasında “velezzâlîn / velezzalin” şeklinde söylenebiliyor.
Ama önemli nokta şu:
- Arapça aslı: وَالضَّالِّينَ
- Yaklaşık doğru telaffuz: ved-dâllîn / ve’d-dâllîn (bağlama göre)
- Türkçe ilmihal ve Kur’an okuma
- geleneğinde: veleddâllîn
- “Velezzâlîn” ise dâd harfinin z gibi telaffuz edilmesinden kaynaklanan bir söyleyiş.
Yani “velezzalin” diyenlerin kastettiği kelime aynı, fakat harfin asıl mahreci z (ز) değildir.
En basit şekilde şöyle ayırabiliriz:
1. ز (zâ) = “z”
Türkçedeki z sesine oldukça yakındır.
زَ = za
Örneğin: زَلْزَلَة — zelzele
Dil ucu, üst ön dişlerin arkasına yaklaşır ve bildiğimiz “z” sesi çıkar.
2. ض (dâd) = “d” ile “z” arası gibi düşünme
Burada en önemli nokta şu: ض, Türkçedeki “z” değildir.
Klasik Arapça telaffuzunda dilin yan taraflarından biri, üst azı dişlerine temas ederek/çok yaklaşarak ses oluşturur. Bu yüzden oldukça karakteristik bir sestir.
ضَ = dâ / ḍa
Fâtiha'daki:
الضَّالِّينَ
kelimesinde bu harf vardır.
Yaklaşık olarak:
ed-dâllîn / veleddâllîn
diye okunur.
Peki neden “velezzâlîn” duyuyoruz?
Çünkü ض harfinin telaffuzu Arapça öğrenmemiş bir Türkçe konuşur için kulağa bazen “z”ye yakın gelebiliyor. Ayrıca bazı bölgelerde ve farklı kıraat/telaffuz geleneklerinde dâd'ın seslendirilmesi zâ'ya yaklaşabiliyor.
Ama ض → ز dönüşümü, yani dâdı doğrudan Türkçedeki z gibi söylemek, mahreç açısından aynı şey değildir.
Şöyle aklında tutabilirsin:
ز = normal “z”
ض = özel Arapça “dâd” sesi
Dolayısıyla “velezzâlîn” söyleyen birini duyduğunda neden öyle söylediğini anlayabiliriz; fakat Arapça harfin kendisi zâ değil, dâddır.